Yetkili Sendika Skandalı İtiraf Etti. THY’nin Toplu İşten Çıkarma Kararını Çalışanlardan Saklamış!

Türk Hava Yollarında 1964 yılında başlayan toplu sözleşme rejimi, yetkili Hava-İş Sendikasının etkisiz, aciz ve işveren dostu yönetimi tarafından THY işvereni ile birlikte fiilen sona erdirilmiştir.

62 yıllık sürece bakıldığında, THY’de işçi hakları ilk kez bu kadar ağır bir saldırıya uğramıştır. Bu saldırı işverenin tek başına yaptığı bir eylem değildir. İşbirlikçi sendika içeride olduğu için kapı kilit tutmamıştır. Artık toplu sözleşme, sendikanın kapısında paspas hâline getirilmiştir.

İşveren ücretleri düşürerek kırmızı çizgiyi aşmış, işine gelmeyen maddeleri uygulamayacağını açıkça ilan etmiş ve fiili durum yaratmıştır. Maddelerine uyulmayan bir toplu sözleşmenin hiçbir geçerliliği ve güvencesi kalmamış, THY çalışanları işverenin insafına terk edilmiştir.

Yetkili sendika Hava-İş, cuma günü yapılan toplantı sonrası yayımladığı duyuru ile tam anlamı ile aczini ve iflasını açıklamıştır.

THY, YETKİLİ SENDİKAYI ARTIK CİDDİYE ALMADIĞINI GÖSTERMİŞTİR.

Söz konusu toplantıya THY’nin yalnızca başkan düzeyinde katılmış olması, işverenin Hava-İş yönetimini ciddiye almadığını göstermiş, itibarını sıfırlamıştır. Genel Müdür İnsan Kaynakları Yardımcısı ve Genel Müdür Uçuş İşletme Yardımcısı toplantıya katılmaya gerek görmemiştir.

YETKİLİ SENDİKANIN KİMYASI BOZULMUŞTUR.

Toplantı sonrası Hava-İş’in yaptığı duyuruda, “THY yöneticilerinin herhangi bir değişiklik yahut iyileştirme yapmayacaklarını beyan ettikleri” ifade edilirken hemen altındaki paragrafta “THY yönetiminin ‘RED’ kararı veren kişi sayısına göre aksiyon alacağını belirttiği ve net bir kararının olmadığı” iddia edilmiştir. Bu çelişkili cümleler Hava-İş yönetiminin kimyasının bozulduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Duyuruda süreci “tüm şeffaflığı ile yürüttüğünü” ileri süren Hava-İş, yaptığı “aklıselim ve yapıcı” tekliflerin neler olduğunu, işverene hangi tavizleri önerdiğini açıklamak zorundadır. Hava-İş’ten beklenen, işverene taviz  vermek değil, toplu sözleşmenin uygulanmasını istemek olduğu açıktır.

“ŞEFFAF” HAVA-İŞ, TOPLU İŞTEN ÇIKARMA KARARINI ÇALIŞANLARDAN SAKLAMIŞTIR.

Aynı duyuruda sözde yetkili sendika, işveren tarafından kendilerine “toplu işçi çıkarılmasına” ilişkin bildirimde bulunulduğunu da itiraf etmiştir. Mevzuata göre, işverenin en az bir ay önceden resmî kurumların yanı sıra yetkili sendikaya bildirim yapması gerekmektedir. Hava-İş, bu bildirimi THY çalışanlarından saklamış; işçilerin idam fermanı anlamına gelen toplu işten çıkartma kararını açıklamayarak işverenle işbirliğine yeni bir utanç halkası daha eklemiştir. Yani masada olan sadece ücretlerin düşürülmesi değildir. Kaç personeli kapsadığı bilinmeyen toplu fesihler de işverenle sendika arasında görüşülmüştür. Şimdi hükümsüz yetkili sendikaya düşen, THY’den gönderilen toplu işten çıkarma yazısını açıklamasıdır. Böylece, kaç THY çalışanının gözden çıkarıldığı, kaç çalışanın işinin ve ekmeğinin elinden alınmasının planlandığı ortaya çıkacaktır. Zira, yazılı bildirimde işten çıkarma gerekçeleri, etkilenecek işçi sayısı ve grupları ile fesihlerin hangi zaman diliminde gerçekleştirileceği bilgisinin yer alması zorundadır.

HAVA-İŞ, İŞÇİLERİN ORTAK TAVRINI ORGANİZE ETMEKTEN DAHİ ACİZDİR.

Duyuruda ayrıca “RED” verenlerin sayısına göre işverenin bir değerlendirme yapacağı iddiası ise Hava-İş’in nasıl sorumluluktan kaçtığını, işverene nasıl alan açtığını gösteren işbirlikçi bir tavrın açık göstergesidir. THY çalışanlarına, işvereni üzmemek için, onam formlarına “RED verin” veya “cevap vermeyin” diyemeyen, böyle bir ortak tavrı organize edemeyen, işçinin önünde gidemeyen sendikanın tüm sorumluluğu işçilere bırakan bu yaklaşımı utanma sınırlarını da aşmış, sarı sendikacılık tarihindeki mümtaz yerini almıştır. 

Bu sendika ile değil eyleme, pikniğe bile gidilemeyeceğini tüm THY çalışanlarının görmesi gerektiği ortadadır. Bugüne kadar “Dur bakalım ne olacak?” diyerek sözde yetkili sendikaya tahammül eden THY  emekçilerinin, kırmızı çizginin aşılarak ücretlere saldırılması karşısında tepkisini göstermesi ve derhal istifa etmesi gerektiği konusunda tereddüt kalmamıştır.

HAVA-İŞ’TE ÜYELİĞİ SÜRDÜRMEK, İŞBİRLİKÇİ VE İŞVEREN YANLISI TAVRA ONAY VERMEK DEMEKTİR.

Bugünden sonra Hava-İş’te üyeliğe devam etmek, önümüzdeki aylarda çok sayıda personelin işten çıkarılmasına, ikramiyelerin, vardiya ve amirlik primlerinin, sosyal hakların kaybedilmesine onay vermek ve bunları kabullenmek anlamına gelecektir. 

Pazar mesailerini mahkemelerde süründüren, promosyon paralarını talep dahi edemeyen, Toplu sözleşmenin imza şartı olarak masaya getiremeyen, yetkili ancak etkisiz, aciz ve hükümsüz sendika ile kaybedilecek bir gün bile yoktur. Yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır. Yarın, servislerin kısıtlanması, mazeret izinlerinin azaltılması, pass biletlere sınır getirilmesi gibi sosyal haklara da el atıldığında iş işten geçmiş olacaktır.

İSTİFALAR BAŞLADI, YETKİLİ SENDİKA PANİKTE…

Pandemi hariç tutulduğunda, ülkemizde ilk kez bir şirkette yüksek enflasyona rağmen ücret indirimine gidilerek kırmızı çizginin aşılması ve toplu sözleşme tabutuna son çivilerin çakılması üzerine THY çalışanları yetkili sendikadan istifa etmeye ve Hava-Sen’e geçmeye başlamıştır.

Çözüm Hava-Sen’dedir. Çalışanların söyleyemediklerini ve sorunlarını gündeme getiren Hava-Sen’e üye olmak; iş güvencesi demektir, kaybedilmiş hakların geri alınması, diğer haklara saldırının önüne geçilmesi ve daha fazla kazanım elde edilmesi demektir.

HAVA-SEN YÖNETİMİ

error: Tüm hakları saklıdır !!!